İki ülke arasındaki diplomatik gerilim, Donald Trump’ın ABD başkanlığı koltuğuna oturmasıyla derinleşti.
Beyaz azınlık iktidarının sona ermesinden 30 yıl sonra siyah nüfusun maruz kaldığı derin eşitsizlikleri gidermeye dönük Güney Afrika politikaları, iki başkent arasında temel tartışma başlıklarından birini oluşturuyor.
Özellikle iş dünyasında siyahların güçlendirilmesini öngören yasal düzenlemeler ve mülkiyeti ağırlıklı olarak beyazların elinde kalan toprakların kullanımına yönelik reformlar Washington’ın itirazlarına yol açıyor.
Washington yönetimi, 16 Eylül’de ırka dayalı ayrımcılığı teşvik eden, şiddeti kışkırtan veya Güney Afrika’da tazminatsız toprak kamulaştırılmasına zemin hazırlayan kişilere vize kısıtlaması getirildiğini duyurmuştu.
Güney Afrika’nın ABD müttefiki İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanında açtığı soykırım davası da taraflar arasındaki mesafeyi açan bir diğer dış politika başlığı oldu.
Donald Trump, Güney Afrika’daki beyaz Afrikanerlerin sistematik zulme uğradığı yönündeki iddiaları gündemde tutuyor.
İstatistiklere göre beyaz Güney Afrikalılar siyah yurttaşlara kıyasla ortalama olarak daha yüksek gelire sahip ve istihdam oranları da daha yüksek seviyede seyrediyor.
Trump göreve geldikten sonra Güney Afrika’ya sağlanan yardımları kesmiş, Güney Afrika’nın Washington Büyükelçisini sınır dışı etmiş ve Oval Ofis’te görüştüğü Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’ya tepki göstermişti.
Washington, ülkedeki beyaz Afrikanerleri kabul etmek üzere geçen yıl özel bir mülteci kabul programı da başlattı.
Güney Afrika Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, iki ülke arasındaki ayrışmaların süregiden görüşmeler kapsamında ele alındığını belirterek tarafların mevcut meseleleri çözme konusunda kararlılık taşıdığını ifade etti.
Pretoria yönetimi diyaloğu sürdürme iradesine sahip olduğunu vurgularken ulusal egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini ve tarihsel adaletsizliklerin giderilmesi gibi iç önceliklerden taviz verilmeyeceğini yineliyor.

Bu haber için yorumlar kapalıdır.