Altının eski medeniyetlerde ölümsüzlüğün simgesi olarak görülmesini değerlendiren Prof. Dr. Hakan Erdem, bu inanışın altının bozulmayan yapısıyla ilişkili olduğunu anlattı.
Toprak altında ahşap ve deri gibi malzemeler zamanla yok olurken altının varlığını koruduğuna dikkat çeken Erdem, “O bozulmama bir ebedilik hissi veriyor” dedi.
Altının nadir bulunmasının da değerini artırdığını belirten Erdem, 1848 yılında Kaliforniya’da altın bulunmasıyla başlayan Altına Hücum döneminde bölgeye büyük bir göç yaşandığını söyledi.
Altın ve gümüşün geçmişte temel ödeme araçları olduğunu hatırlatan Erdem, Avrupa’nın sömürgecilik faaliyetlerinin arkasındaki ekonomik nedenlere dikkat çekti. Avrupalıların maden ve nakit sıkıntısı nedeniyle yeni kaynaklar aradığını belirten Erdem, Kristof Kolomb’un yolculuklarında karşılaştığı yerli halklara ülkelerinde altın bulunup bulunmadığını sorduğunu anlattı.
Amerika kıtasından Avrupa’ya taşınan altın ve özellikle gümüşün 16’ncı yüzyılda büyük bir enflasyona neden olduğunu söyleyen Erdem, piyasadaki para miktarının artmasına karşın üretimin aynı hızda yükselmediğini belirtti.
Tarihte Fiyat Devrimi olarak bilinen bu sürecin Doğu Akdeniz’i de etkilediğini anlatan Erdem, “Korkunç bir enflasyon oldu” dedi.

Bu haber için yorumlar kapalıdır.