Kamuoyunda ses getiren pek çok davada “mağdurların avukatı” olarak adından söz ettiren Rezan Epözdemir hakkındaki iki soruşturmaya takipsizlik kararı verildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen iki ayrı soruşturmada 10 Ağustos 2025’te gözaltına alınan Epözdemir’e yöneltilen suçlamalar üç başlıktan oluşuyordu:
- “Rüşvete aracılık etmek”,
- “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım”
- “Siyasi-askeri casusluk.”
Aynı gün Terörle Mücadele ve Mali Şube Müdürlüğü’ne bağlı polis ekipleri, avukatın evinde ve İstanbul-Levent’teki hukuk bürosunda arama yaptı. Çeşitli dijital materyallere el konuldu. Pasaportuna da tahdit işlemi yapıldı.
Epözdemir’se gözaltı işlemini “kumpas” olarak nitelendirdi. Suçlamaların dayanağının “kumpas davalarının gizli tanığı” olduğunu öne sürdüğü Z.Ç.’nin ifadeleri olduğunu söyledi:
“Z.Ç., FETÖ’nün Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında gizli tanık olarak örgüt lehine ifade vererek birçok insanın haksız yere cezaevine girmesine sebep oldu. Normal bir toplumda böyle bir şahıs dolaşamaz.”
TERÖR SORUŞTURMASINDAKİ İFADESİ: KONUŞULAN HİÇBİR ŞEYİ DUYMADIM
Epözdemir, eski İsrailli diplomat Dan Arbell, eski ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilisi Michael Rubin, eski CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan ve İngiliz Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (Chatham House) Heather Fiona Hurburt’ın da aralarında bir grupla çekilmiş fotoğraflarına şöyle açıklık getirdi:
“Orada hatırlamamakla birlikte onlara göre çok az bir süre kaldık. Hatta fotoğrafa bakıldığında tabağımın boş olduğu da görülecektir. Tam hatırlamamakla birlikte daha önce de belirttiğim gibi yaklaşık yarım saat, 45 dakika, belki bir saat kadar oturduk, sonra da kalktık.
Erken kalktığımıza eminim. CHP Genel Sekreter sıfatıyla Gürsel Tekin’in ricası üzerine katılmak durumunda kaldım. Masada neler konuşulduğunu duymadım, zaten benden uzakta konuşuldu her şey.”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bu konuyla ilgili olarak daha önce de suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak “soruşturma yer yok” kararı verildiğini de ekledi.
Epözdemir, 14 Ağustos 2025’te “rüşvete aracılık etme” suçlamasıyla cezaevine gönderildi. “FETÖ’ye yardım”, “siyasi-askeri casusluk” suçlamalarındansa serbest bırakıldı.
İKİ SORUŞTURMADA KARAR: TAKİPSİZLİK
“FETÖ’ye yardım” ve “siyasi-askeri casusluk” soruşturmalarında karar, 23 Nisan 2026’da çıktı ve “kovuşturmaya yer olmadığına” hükmedildi.
Avukat, sosyal medya hesabında son durumu paylaşırken şu ifadeye yer verdi:
“Bir sabah ancak akli maluliyetleri yerinde olmayan bir müfterinin yazabileceği iftira mahiyetindeki bir ihbar dilekçesiyle, ‘casusluk’ ve ‘FETÖ’ye yardım’ gibi benim için onur kırıcı, zul addedebileceğim akla ziyan bir isnatla gözaltına alındım ve 4 gün gözaltında kaldım.
“KÖTÜ NİYETLİ PAYLAŞIMLAR İÇİN YASAL YOLLARA BAŞVURACAĞIM”
“Üstelik aynı konuda 4 ay önce ‘soruşturma yapılmasına yer olmadığına’ dair karar verilmişken…Akabinde sosyal medyada menfaat karşılığı hareket eden troll organizasyonları ile itibar suikasti ve haysiyet cellatlığına maruz bırakıldım. Bu nedenle üzüntüden annem ve eşim kötü bir hastalığa tutuldu, çocuklarımın psikolojisi bozuldu, ailem ve müvekkillerim mağdur edilerek zulme uğradı.
“İyi niyetli olarak eleştiri ve paylaşım yapan herkese hakkımı helal ediyorum, kimseye kırgınlığım yok. Hasmane tavırla ve kötü niyetli olarak sosyal medyada paylaşım yapanlar hakkında, hak arama özgürlüğümü kullanacağım ve gerekli yasal yollara başvuracağım.”
“RÜŞVETE ARACILIK” DAVASINDA NELER OLDU?
İddianamede, Epözdemir’in bir kamu görevlisi ile bir iş insanı arasında rüşvet alışverişine aracılık ettiği öne sürülüyordu.
Başsavcılığa göre avukat, bu süreçte aktif rol oynadı ve menfaat sağladı. Ayrıca İstanbul-Levent’teki hukuk bürosunda bono ve para transferi belgeleri bulunduğu, bu belgelerin görevden uzaklaştırılan eski savcı Cengiz Çallı’yla bağlantılı olduğu iddia edildi.
Epözdemir’in 2022’de “bir dosyada adı geçen kişilere borç verdiği” ve “bu borcun geri ödendiğine dair herhangi bir resmi belge bulunmadığı” da iddialar arasındaydı.
Rezan Epözdemir’in Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 53. maddesine dayanılarak “belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması” da isteniyordu.
Bu madde, “kasten işlenen suçlardan dolayı hapis cezasına mahkum olan kişilerin” bazı temel haklarını kullanmalarını sınırlıyor.
Söz konusu kişiler; kamu görevleri üstlenemiyor, seçme ve seçilme hakkından mahkum bırakılıyor; velayet, vesayet ve kayyumluk gibi ailevi ve hukuki görevleri üstlenemiyor, tüzel kişiliklerde yöneticilik yapamıyor.
Bu kişiler ayrıca doktorluk, avukatlık gibi kamu kurumlarının iznine tabi meslekleri icra edemiyor.
Hak yoksunluğu, cezanın infazı süresince geçerli oluyor; bu kişi cezasını tamamladıktan sonra söz konusu hakları geri kazanabiliyor.
Bu soruşturma kapsamında ifadesi alınan Atalay Demirbaş, Epözdemir’in rüşvet aldığı üç farklı eylem olduğunu ileri sürdü.
Demirbaş, Epözdemir ile Çallı’nın, bir tahliye işlemi karşılığında 150 bin dolar rüşvet aldıklarını, bunun 75 bin dolarlık kısmının Cengiz Çallı tarafından 7 Temmuz 2021’de Epözdemir’e götürüldüğünü iddia etti.
“WhatsApp” kayıtlarının da 7 Temmuz 2021’de 75 bin dolar rüşvet alındığını doğruladığı savunuldu.
Rezan Epözdemir suçlamaları reddetti; Cengiz Çallı’yla tanışıklığının 2007’ye dayandığını, birlikte tatile ya da mesai dışında yemeğe gitmediklerini, onun soruşturmalarına hiç vekalet sunmadığını iddia etti.
Atalay Demibaş’laysa ortak arkadaş vasıtasıyla tanışdıklarını söyledi; “2018’de vekalet verdiğini, ancak dolandırıcı olduğunu öğrenince istifa ettiğini” de ekledi.
Epözdemir, Zihni Çakır’la geçmişte hukuki ihtilafları bulunduğunu, söz konusu şahsın lehine tanıklık yaptığı dosyalarda kendisine kumpas kurduğunu savundu.
Davanın 17 Aralık 2025’te “ilk derece mahkemesi” sıfatıyla Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde görüldü. Tahliye talepleri reddedildi.
14 OCAK 2026’DA TAHLİYE EDİLDİ
İkinci duruşmaysa 14 Ocak 2026’da yapıldı.
Tanık sıfatıyla dinlenilen Kürşat Yılmaz, bir dönem Cengiz Çallı’nın katibi olarak görev yaptığını, Epözdemir’i Çallı’ya gidip geldiği için tanıdığını, rüşvete tanıklık etmediğini söyledi.
(Aynı soruşturmada Yılmaz da gözaltına alınmıştı, ancak “etkin pişmanlık” ve “ikrar” yönündeki ifadesi kapsamında serbest bırakılmıştı.)
Tanık ifadesinin ardından Çallı’nın Epözdemir’e borçlu olduğuna ilişkin iki senet gösterildi. Çallı gayrimenkul alımı için Epözdemir’den borç aldığını söyledi.
Epözdemir de rüşvet almadığını ve vermediğini, 2006’dan bu yana tanıdığı Çallı’ya gayrimenkul alımı için borç gönderdiğini, söz konusu borcun da hala ödenmediğini dile getirdi.
Rüşvet suçunun oluşması için “kamu görevlisi” olan Çallı’ya para vermesi gerektiğini, ancak iddianamede böyle bir tespitin yer almadığını, suçsuz yere altı aydır cezaevinde olduğunu savundu.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi heyeti, tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak Epözdemir’in yurt dışı çıkış yasağı ve her hafta polis merkezinde imza atma adli kontrol şartıyla tahliyesine, Çallı’nın tutukluluk halinin ise devamına hükmetti.
Rezan Epözdemir kararın ardından şunları söyledi:
“Bugün dinlenen mağdur ile tanık beyanları ve dosyaya giren HTS ve baz kayıtlarıyla, tarafıma isnat edilen suçlamanın gerçek dışı, hukuka aykırı ve iftira olduğu ortaya çıktığından tahliye oldum.
Bu vesileyle arayan, soran, mesaj atan, iyi niyet ve dualarını esirgemeyen başta ailem, sevdiklerim ve dostlarım olmak üzere herkese teşekkür ederim. Çok sayıda arama ve mesaj olduğundan herkese geri dönemiyorum, affınıza sığınıyorum, bağışlayın lütfen. Herkesten Allah razı olsun. Selam, sevgi ve saygılarımla.”

YORUMLAR (0)
Bu haber için yorumlar kapalıdır.